İstenmeyen Bir Dürtüye Karşı Sürdürülen Savunma Çabası, Semptom Oluşumu ile Sonuçlanır

|

nilufertutuncu

Psikanalitik kuramda insan ruhsallığı, durağan bir yapıdan çok sürekli işleyen ve çatışmalar üzerinden şekillenen dinamik bir sistem olarak ele alınır. Bu sistemin merkezinde yer alan benlik (ego), yalnızca bir düzenleyici değil, aynı zamanda farklı güçler arasında denge kurmaya çalışan bir aracıdır. Bu güçler, en temelde alt benlik (id) ve üstbenlik (süperego) olarak iki uçta konumlanır.

Alt benlik, dürtüsel enerjinin kaynağıdır. Haz ilkesine göre işler; beklemez, ertelemez, doğrudan doyum talep eder. Üstbenlik ise yasaklayıcı, eleştirel ve cezalandırıcıdır. Toplumsal ve içselleştirilmiş normların temsilcisidir. Benlik, bu iki yapı arasında gerçeklik ilkesine göre hareket ederek bir uzlaşma zemini kurmaya çalışır. Ancak bu uzlaşma her zaman mümkün değildir. İşte bu noktada çatışma kaçınılmaz hale gelir.

Bastırma ve Benliğin Sınırları

Benlik, çatışmayı yönetebilmek için çeşitli savunma mekanizmalarına başvurur. Bu mekanizmalar içinde en temel ve kurucu olanı bastırmadır. Bastırma, kabul edilemez dürtülerin, düşüncelerin ya da duyguların bilinç alanından uzaklaştırılarak bilinçdışına itilmesidir.
Ancak burada kritik bir nokta vardır. Bastırılan ortadan kalkmaz.
Bastırılmış içerik, benliğin organizasyonunun dışında varlığını sürdürür. Bu nedenle bastırma, yalnızca benliğin gücünü değil, aynı zamanda onun sınırını da gösterir. Benlik, dürtüyü ortadan kaldıramaz, yalnızca onun doğrudan ifadesini engeller. Bu dışlanmış içerik, ruhsallık içinde pasif bir şekilde beklemez. Aksine, sürekli olarak geri dönüş yolları arar.

Semptom: Geri Dönüşün Biçimi

Bastırılmış olanın geri dönüşü, çoğu zaman doğrudan değil, dolaylı bir biçimde gerçekleşir. İşte bu dolaylı ifade, semptom olarak karşımıza çıkar.
Semptom, psikanalitik açıdan bir “bozukluk” ya da “işlev kaybı”ndan ibaret değildir. Tersine, oldukça anlamlı bir oluşumdur. Çünkü semptom, iki karşıt gücün -dürtüsel talep ile savunma ihtiyacının- bir araya geldiği bir uzlaşma biçimidir.
Kendini kendini ifade etmek isterken bu ifadeyi kontrol altında tutmaya çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan semptom, bu iki yönelimin çarpışmasından doğar.
Bu nedenle semptom, çift yönlü bir işleve sahiptir:
•Bir yandan bastırılmış dürtüye dolaylı bir doyum sağlar,
•Diğer yandan bu doyumu sınırlayan, çarpıtan ve kabul edilebilir hale getiren bir yapı kurar.

Semptomun Benlikle İlişkisi
Başlangıçta semptom, benlik için yabancı ve rahatsız edici bir deneyim olarak ortaya çıkar. Kişi, semptomu kendisine ait olmayan bir şey gibi yaşayabilir. Ancak zamanla bu ilişki değişir.
Benlik, semptomu yalnızca bastırmaya çalışmakla kalmaz, aynı zamanda onu kendi organizasyonuna dahil etmeye yönelir. Bu süreçte semptom, giderek benliğin bir parçası haline gelir ve ondan ayırt edilmesi zorlaşır.
Bu dönüşümde önemli bir rol oynayan kavram ikincil kazançtır. Semptom, yalnızca bir çatışmanın sonucu değil, aynı zamanda belirli psikolojik “faydalar”ın da taşıyıcısı olabilir. Örneğin:
•Sorumluluklardan kaçınma,
•Dış dünyanın taleplerini erteleme,
•Narsistik doyum elde etme,
•Üstbenliğin cezalandırıcı taleplerini yatıştırma.
Bu tür kazanımlar, semptomun sürdürülmesine katkıda bulunur. Böylece benlik ile semptom arasında görünmez ama güçlü bir bağ oluşur.

Semptomun Paradoksu

Semptomun en çarpıcı yönlerinden biri, paradoksal doğasıdır.
Semptom: Hem acı verir, hem korunur. Hem yabancıdır, hem sahiplenilir. Hem çözülmek istenir, hem sürdürülür. Bu nedenle semptomla kurulan ilişki, basit bir “ortadan kaldırma” meselesi değildir. Çünkü semptom, yalnızca bir sorun değil, aynı zamanda ruhsallığın kurduğu bir dengedir.

Psikanalitik Çalışmanın Yönü
Psikanalitik yaklaşımda amaç, semptomu doğrudan ortadan kaldırmak değildir. Asıl hedef, semptomun hangi çatışmanın ürünü olduğunu anlamaktır.

Sonuç
İstenmeyen bir dürtüye karşı sürdürülen savunma çabası, semptom oluşumu ile sonuçlanır. Bu ifade, psikanalitik kuramın temel mantığını özetler: Ruhsallıkta hiçbir şey nedensiz değildir.
Semptom bir arıza değil, bir yanıttır.
Ve en önemlisi semptom, ifade edilememiş olanın dilidir.

Referanslar


Freud, S. (2014). Bastırma Ve Bastırılanın Geri Dönüşü
Freud, S. (2019). Ego Ve İd
Freud, S. (2022). Tutukluk Semptom ve Kaygı
Laplanche, J. & Pontalis, J.-B. (1973).Psikanaliz Sözlüğü
McWilliams, N. (2011). Psikanalitik Tanı
Bağlam Yayınları. (2018) Psikanalitik Kurama Giriş

Yorum yapın